Henüz gün doğmadan yola koyulurken, kalemlerimiz, not defterlerimiz, fotoğraf makinemiz ve en önemlisi içimizdeki heyecan eşlik ediyordu bize. Samsun Feza İlköğretim Okulu'na gidiyorduk.
Uzun ve dolambaçlı yolları kat ettikten sonra yemyeşil bir tepenin üzerinde mola verdik. Okulumuz işte buradaydı. Büyük ve ağaçlı bahçesiyle gönül çeliyordu.
Mini mini birler ve çalışkan ikiler oyuna dalmışlardı bahçede. Aralarından geçerken onlara el salladık. Onlarsa rüzgâr gibi geçip gittiler yanımızdan. Fakat saklamaya çalıştıkları gülücükleri yüzlerinde sobeledik.
İçeride bizi karşılayan öğrenci arkadaşlarımız da güleç ve her an bir alkış tufanı koparmaya hazırdılar. Tabii bu alkışların hepsi kıymetli öğretmenlerimiz için. Ne de olsa kalem ile yazmayı öğreten ve kelimeleri sevdiren onlar.
Bizden önce kelimelerimiz yolculuk yaptı gökyüzüne. Orada yıldızları ve gökadaları keşfettiler. Önce kelimeler buldu kalplerimize giden yolları. Ve belki de önce kelimeler kuracak barışı dünyadaki bütün savaşların ardından…
İşte bunun için kalemlerimizi sımsıkı tutmayı bilmemiz gerekiyor. Bizler Feza Koleji'nde kaleme sıkı sarılmış öğretmenlerimizi ve öğrenci arkadaşlarımızı gördük. Dönüşte kalbimize 'umut' diye güzel bir kelime yazılmıştı bile.