Bir evin bahçesinde yaşayan bir karınca varmış. Her gün yuvasından çıkar, sağa sola bakınarak yiyecek ararmış. Günlerden bir gün, bir yiyecek ambarına rastlamış. Kapının altından pıtır pıtır yürüyerek içeri girmiş. Gözlerine inanamamış:'Aman! Aman! ne kadar da yiyecek var burada!' diye bağırmış. Oradaki yiyeceklerden bir bir yuvasına taşımaya başlamış. Durmadan dinlenmeden taşımış da taşımış.
Çok da yorulmuş. Yorgunluktan beli, boynu her yeri ağrımış. Fakat taşımaktan vazgeçmemiş. Daha çok yiyecek taşımalıyım, daha da çok yiyecek taşımalıyım diye tekrarlıyormuş.
Oradan geçen bir yaban arısı onu görmüş 'Zızzzzz... Zızzzz!... Neden bu kadar çok yiyecek taşıyorsun? Belli ki çok yorulmuşsun. Sen bütün bunları yiyemezsin ki ' demiş.
Karınca, 'Bunun seni ilgilendirdiğini zannetmiyorum. Çabuk çekil önümden, vaktimi alıyorsun!' diyerek onu azarlamış. Yaban arısı 'sen ne aksi bir karıncasın' diyerk uçup gitmiş.
Karınca, akşama kadar yuvasına yiyecek taşımış. Yine de taşıdıkları gözüne az görünüyormuş. Sonunda yuvası yiyeceklerle dolup taşmış...
' Misafirlerimi kabul edecek yerim kalmadı' diye düşünmüş. Ardından 'Olsun, gelmezlerse daha iyi olur. O zaman yiyeceklerimi kimseyle paylaşmak zorunda kalmam.' demiş.
Karınca, sonbahar mevsimi boyunca yiyecek taşımaya devam etmiş...Sonunda havalar soğumuş kış gelmiş. Kış gelmiş. Bütün hayvanlar yuvalarına çekilmiş. Karınca da "Oh!...Bol bol yiyeceğim var.Artık kışı rahatça geçirebilirim." diyerek yuvasına girmiş.
Fakat dağ gibi yığdığı yiyecekler yüzünden yuvasının kapısı bir türlü kapanmıyormuş.Uğraşmış, çabalamış ama yine de kapıyı kapatamamış.
"Ne yapsam acaba? Yiyeceklerimden bir kısmını komşularıma mı versem?" diye düşünmüş. Sonra "Hayır hayır olmaz!...O kadar uğraşarak taşıdığım yiyecekleri hiç kimseye vermem."diyerek vazgeçmiş. Kapısını kapatmadan yuvasına çekilmiş...
Derken şakır şakır yağmur yağmaya başlamış. Yağmur yağmış...yağmış... Yuvanın kapısı açık olduğu için yiyeceklerden bir kısmı sulara karışıp gitmiş.
Çok geçmeden lapa lapa kar yağmış yiyeceklerin bir kısmı da karlara karışmış.'Tok tok tok!..'diye ses çıkararak dolu yağdığında ise koca koca dolu taneleri karıncanın yiyeceklerini bir bir ormana doğru sürüklemiş...
Kış henüz bitmeden karıncanın onca emekle biriktirdiği yiyecekler tükenmiş...Evinde yiyecek hiç bir şey bulamayan karınca aç kalmış. "Keşke yiyeceklerimi arkadaşlarımla paylaşsaydım." demişkendi kendine." O zaman kapm kpanır yiyeceklerimi de yağmur ,kar ,dolu götürmezdi. Ben de aç kalmazdım." Ama iş işten çoktan geçmiş...
Karıncanın karnı açlıktan "Gurrr!...Gurrr!..."diye ses çıkarıyormuş. Karınca üzgün üzgün evinin bir köşesine oturmuş. Bu sırada "tak tak tak" diye kapı çalmış. Karınca hemen koşup kapıyı açmış. Komşu karıncaları kapıda görünce çok mutlu olmuş. Hepsinin elinde bir miktar yiyacak varmış. Onlara," Yaptığım cimrilikten dolayı çok üzgünüm." demiş. Komşuları, " Üzülme" demişler "Hatanı anlaman önemli."kış gecene kadar her gün bir komşusu onunla yiyeceğini baylaşmış.
Soğuk havalar geçmiş,bahar gelmiş. Karınca yeniden biriktirmeye başlamış. Fakat bu sefer yiyeceklerin hepsi kendisi için değil, bir kısmı ihtiyacı olanlar içinmiş...